Sürdürülebilirlik için Sınırlarımızı Bilmeliyiz: GEZEGENİMİZİN SINIRLARI
Gezegenimizin hava kirliliği, biyolojik çeşitlilik, iklim değişikliğinin boyutu ve diğer faktörler açısından kapasite sınırları vardır. İnsan yaşamının temelini korumak istiyorsak bu sınırlara saygı duymamız gereklidir.
Dünya'mızın maddi sınırlarını hızla aşıyor, kritik ekosistemleri yok ediyor ve iklim istikrarının düzeninin temelinde yatan sistemlerde geri döndürülemez değişikliklere yol açıyoruz. Son bir yüzyılda atmosferimizin 1,5°C ısınmasına neden olduk ve iklimimizde geri döndürülemez daha pek çok hasar bırakmaya devam ediyoruz.
Gezegensel sınırları belirlemenin amacı, dünyaya ve insan sağlığına zarar verebilecek çevresel sorunlardan kaçınmaktır. Bunun için ülkeler, dünyaca kabul edilmiş ihtiyat ilkesine dayanarak hareket etme konusunda kararlar alıyor. Bu sayede küresel ısınmanın tüm etkenlerini ve sonuçlarını bilmesek dahi çevreye verilebilecek potansiyel zararları önleyebiliyoruz.
Gezegensel sınırlar kavramı, insanlığın sürdürülebilirliği için hayati önem taşıyan dokuz kategoriden oluşur. Bu dokuz sınırından altısını maalesef aştık.
1.Biyosfer Bütünlüğü
Londra Zooloji Derneği'ne (ZSL, 2022) göre, memeliler, kuşlar, balıklar, sürüngenler ve amfibilerin küresel yaban hayatı popülasyonları 1970'ten bu yana ortalama %69 oranında azaldı.
2.İklim Değişikliği
6.000 yıldan fazla bir süredir insan ırkı, iklimsel dalgalanma bandında yaşamayı öğrendi.
Ancak küresel ısınma sebebiyle sıcaklıklar artmaya devam ediyor ve son bir yüzyılda ülkemizde ortalama yıllık sıcaklık yaklaşık 13º C’ye kadar yükseldi.
First'e (2018) göre, iklim değişikliğine bağlı hızlı sıcaklık artışı nüfus artışıyla birleştiğinde, önümüzdeki 50 yıl içinde dünya nüfusunun yaklaşık %30'unun ortalama sıcaklığın 29°C'nin üzerinde olduğu yerlerde yaşayacağı tahmin ediliyor.
Dünya'nın kara yüzeyinin %1'inden azı -çoğunlukla Sahra çölünün en sıcak bölgelerinde- şu anda bu iklimi deneyimliyor. Ancak 2070 yılına kadar gezegenin kara alanının neredeyse beşte biri bu sıcaklıklara ulaşabilir.
3.Su
Dünya’da her yıl tonlarca litre içme suyunu kirletiyoruz ve milyonlarca insan için ciddi bir susuzluk tehlikesi doğuruyoruz. Ne yazık ki Yaklaşık 2.000 milyon insan şu anda temiz içme suyuna erişemiyor ve daha da fazla insan düzenli olarak içme suyuna erişmekte zorluk çekiyor.
4.Arazi Kullanımı
2015 yılından bugüne her yıl en az 100 milyon hektar sağlıklı ve üretken araziyi, aşırı kullanım ve dönüşüm nedeniyle bozuldu bozduk ve küresel olarak gıda ve su güvenliğini tehlikeye attık. Bu kayıp arazinin büyüklüğü, Grönland'ın iki katı büyüklüğündedir.
Genel olarak tropikal bölgelerde 2023'te 3,7 milyon hektar birincil ormanı kaybettik. Bu kaybın yaklaşık %25'i yangın nedeniyle oluşmuştur.
5.Besin Akışları
Diğer önemli besinler gibi, azot ve fosfor elementleri yaşam için oldukça önemlidir. Bu kimyasal elementler ekosistemlerin evrim süreci boyunca uyum sağladığı döngülerde ve miktarlarda dolaşır. Ancak doğaya verdiğimiz hasar sonucu dolaşımda çok fazla azot ve fosfor bulunmaya başladı ve doğadaki denge bozuldu.
6.Yeni Varlıklar
İnsanlar olarak daha önceden doğada var olmayan plastikler, boyalar, kimyasal atıklar gibi çok sayıda maddeyi çevreye bıraktık. Bu maddeler evrimsel süreçlere daha önce dahil olmadıkları için organizmalar bunlarla başa çıkmak için stratejiler geliştiremediler. 2022'de araştırmacılar, yeni varlıklar için gezegensel sınırın kimyasallar ve plastikler için çoktan aşıldığını belirttiler.
7.Okyanus Asitlenmesi
Okyanusların pH değerleri giderek azalıyor ve daha asidik hale geliyor. Bunun nedeni atmosfere daha fazla karbondioksitin girmesi ve okyanus suyunda çözünerek karbonik aside dönüşmesidir. Bu durum deniz canlılarını ve deniz ekosistemlerini etkiliyor ve bu da insanlar için istenmeyen sonuçlar doğurmaya devam ediyor.
8.Ozon Tabakası
Stratosferik ozon tabakası, tüm yaşamı tehlikeli ultraviyole ışınlardan korur. Ancak 1985 yılında bilim insanları bu koruyucu kalkanın Antarktika üzerinde incelerek delindiğini fark ettiler. "Ozon deliğinin" nedeni, iklime zararlı olabilen bir grup kimyasal olan kloroflorokarbonlardı (CFC'ler). Uluslararası toplum hızla harekete geçti ve bunları aşamalı olarak kullanımdan kaldırdı. Bu hareket sayesinde bugün ozon tabakası kademeli olarak iyileşiyor.
9.Atmosferik Aerosoller
Atmosfere kurum gibi partiküllerin (aerosoller) salınması sadece kendi sağlığımız için kötü değildir, aynı zamanda iklim sisteminde değişikliklere de yol açmaktadır. Atmosferik aerosoller için gezegensel sınırın aşılıp aşılmadığını veya hala güvenli bölgede olup olmadığımızı bilmek için daha fazla araştırma yapılması gerekmektedir. Ancak, düzeyde olumsuz etkileri gözlemlemek şimdiden mümkün.
Ne Yapabiliriz?
Toplumlarda gerçekleşen her değişimin onu başlatan bireylere ihtiyacı vardır. Sürdürülebilirliğin gerektirdiği büyük ölçekli toplumsal değişim, öncelikle insanların kalpleri ve zihinlerinde başlamalı.
Bireysel tüketimdeki ve beslenme alışkanlıklarındaki değişimler, su kullanımına özen gösterme, bitkisel ürün ve dönüştürülmüş ürün kullanmak gibi küçük görünen davranış şekilleri, sürdürülebilirlik için büyük adımların başlangıcı olabilir. Sürdürülebilirlik için bireysel olarak atabileceğimiz adımlardan bazıları şu şekildedir:
Atıkları azaltmak ve geri dönüşüme katkıda bulunmak: Atıklarımızı azaltarak çevreye verdiğimiz zararı azaltabiliriz. Geri dönüşüm kutularını kullanarak atıklarımızı geri dönüşüme kazandıralım ve doğal kaynaklarımızı koruyalım.
Su tasarrufu yapmak: Su tasarrufu yaparak su kaynaklarını koruyabiliriz. Duş alırken daha kısa sürelerde su kullanmak, muslukları kapatmak, su sızıntılarını hemen onarmak gibi adımlarla su tüketimimizi azaltabiliriz.
Enerji tasarrufu yapmak: Enerji tasarruflu ekipmanlar kullanarak, gereksiz şekilde enerji tüketimini azaltabiliriz. Elektrikli cihazları kullanmadığımız zamanlarda fişlerini çekmek, led lambalar kullanmak ve ısı yalıtımını iyileştirmek gibi adımlarla enerji tasarrufu yapabiliriz.
Sürdürülebilir ürünleri tercih etmek: Sürdürülebilir ürünlerin kullanımı, doğal kaynakların korunmasına ve çevre kirliliğinin azaltılmasına katkı sağlar. Organik ve yerel ürünleri tercih etmek, yenilenebilir enerji kaynaklarına destek olmak gibi adımlarla sürdürülebilirliği desteklemeye özen gösterebiliriz.
Toplumda farkındalık yaratmak: Çevre dostu davranışlarımızı ve sürdürülebilirlikle ilgili bilgilerimizi çevremizle paylaşarak, toplumda farkındalık yaratmamız önemlidir. Sürdürülebilirlik üzerine çalışmalar gerçekleştiren projeleri ve organizasyonları desteklemek, etrafımızdakilere de bu konuda ilham vermek bireysel olarak atabileceğimiz önemli adımlardan bazılarıdır.
Kaynakça:
First, P. J. (2018). 1,5°C küresel ısınma: Sanayi öncesi seviyelerin 1,5°C üzerindeki küresel ısınmanın etkileri ve ilgili küresel sera gazı emisyon yolları hakkında IPCC özel raporu. Cenevre: Dünya Meteoroloji Örgütü.
Londra Zooloji Derneği (ZSL). (2022). Yaşayan Gezegen Endeksi (LPI) 2022.